12 months on: Fear, uncertainty and grief year after Turkey's quake - RTL Today

Türkiye depreminin ardından 12 ay: Korku, belirsizlik ve hüzün devam ediyor – RTL Today

Türkiye’nin son yüzyıllarında meydana gelen en ölümcül felaket, 6 Şubat 2023 sabahı, çoğunluğunun Güneydoğu Anadolu’da bulunduğu Türkiye’nin geniş kısmının yuttuğu 65 kâbus gibi saniyede 50.000’den fazla insanın hayatını kaybetmesine neden oldu. Başlangıçta 7.8 büyüklüğündeki deprem, Mısır’a kadar olan bölgelerde yıkıma sebep oldu. Köprüler çöktü, yollar ve havaalanı pistleri çatladı, 11 Türk ilindeki milyonlarca insanın hayatı altüst oldu. Bir yıl sonra yüzbinlerce insan yerinden edilmiş bir şekilde hayatta kalmaya çalışıyor. Bu deprem bölgesinde kalan aileler, küçük stüdyo daire büyüklüğünde metal konteyner evlerde barınıyorlar.

Başlangıçtaki deprem ve onu takip eden binlerce artçı sarsıntının etkisiyle toplam 850.000 binadan fazla bina yıkıldı. Zarar gören bölge zaten ekonomik sıkıntı içerisindeydi. Komşu Suriye’den sığınmacıların da yoğun olarak bulunduğu bu bölge ihtiyacı olan finansman için yaklaşık 150 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyuyor. Deprem, Türk ekonomisi üzerinde uzun vadeli olumsuz bir etkiye sahip olacak ve normal hayata dönüş uzun zaman alacak. Uzmanlar, binaların anlık çöküşlerinin yolsuz mülk geliştiricilerinin açgözlülüğüne ve güvensiz inşaat projelerine onay veren yolsuz bürokratlar arasındaki yozlaşmaya işaret ettiğini söylüyor.

Measures should go beyond mere band-aid solutions, and require a real and more fundamental reform.”While it caused temporary panic, particularly in quake-prone cities such as Istanbul, the disaster “did not lead to a change in behaviour among the public or officials”, Kadioglu said.

Yıkımların hemen ardından tekrar inşa edilen binaların dahi yerinde durmaması, inşaat alanında yerel yönetimlerin ve denge kuruluşlarının mühendis ve müteahhitleri inşaat konularında bilinçlendirme gereksinimleri olduğunu göstermektedir. Bu tarz önlemler, yapılacak inşaatlarda gerekli olan detaylı jeolojik ve zemin etüdlerinin yapılmasını öngörür ve tehlikeli bölgelerde bina yapımını engellemeyi amaçlar.

Sonuç olarak, depremin yol açtığı felaket, yalnızca maddi kalkınma açısından değil, aynı zamanda Türkiye’nin altyapılarını ve yönetim anlayışını ele alma ihtiyacını göstermiştir. Ancak bu felaketten sonra bile eksikleri giderme süreci ilerleyen hükümetin ciddi adımlar atması ve toplumun da bilinci ile güçlenmesi gerekmektedir. Bu zor sürecin aşılması için ciddi bir reform gerekmektedir.